Jeopolitik Oyunlar - Orta Doğu-Avrasya-Orta Asya; Emperyalizm paylaşım savaşına mı hazırlanıyor? (II)


Jeopolitik oyunlar - Orta Doğu-Avrasya-Orta Asya; Emperyalizm paylaşım savaşına mı hazırlanıyor?-II
Aşırı yıkım ve saldırı taktiği – Suriye’ye karşı kara harekâtı
Çeşitli olasılıklara bir göz atalım;
NATO Orta Doğu’da bir kara harekâtı için sırtını dayayabileceği ülke Türkiye’dir. Türk hükümeti Suriye’nin 3-4 parçaya ayrılması için elinden geleni yapmaya hazır. Böylesi bir durumda Türkiye askeri olarak Suriye topraklarına girip sözde “toplumsal güvenliği“ sağlamak için “tampon“ bölge kurup bir taşla iki kuş vurmuş olacaktır. Bir yandan Esad’ın petrol kaynaklarını kontrol edebilecek ve AKP’nin Osmanlı imparatorluğu rüyasına bir adım daha yaklaşmış olacaktır diğer yandan Rojava ve Kobanê’yi boğma imkânı doğacaktır. Ki, Kobanê ve Rojava şu an göründüğü gibi fazla tehlike altında olmamaktadır. Kobanê’nin var oluşu şu an belirli dengeleri sağlamaktadır.  Ve aynı zamanda Kobanê’nin başına IŞİD gibi bir silah dayatılmıştır. Yani Kobanê üzerinden Kürt Hareketine baskı yapılmaktadır. Türk devletinin böylesi bir adımı atması şu an zor görünmektedir. Bir yandan Türkiye’deki Kürt sorunu var. Belki daha da önemlisi muhalefetin ve ordunun olası bir savaş için desteğini alabilmesi şu an çok zordur. Toplumsal birlik (siyasi anlamda) söz konusu değildir. Ayrıca karşısında Rusya, Çin, Iran gibi bölgesel güçler durmaktadır ve bu durum AKP’nin daha temkinli ve diplomatik davranmasını zorluyor. NATO’nun askeri desteğiyle bile bunu göze alamaz. NATO’da bunu kaldıracak durumda değildir. Suriye’de kendisini savunmasını bilen bir devlet olarak karşısındadır. Somut olarak şunu söyleyebiliriz: Şu an Suriye’de yürütülen savaş bir dönem daha böyle devam edecektir. Batılı güçler ve onların uşakları IŞİD ve onlar gibi aşırı dinci gruplarla ezmeye çalışacaktır. Ondan ziyade Kobanê’nin baskı altında tutulması ayni zamanda emperyalist blokların kendi aralarındaki çatışmasının bir yansımasıdır. ABD ve İngiltere Suriye’nin parçalanması ve Esad’ın devrilmesi için büyük miktarda para harcadı. Bundan kaynaklı sadece olası bir zaferden çok kendileri için pahalıya patlayacağının farkına vardıkları an geri çekilebilirler.
ABD ve İngiltere Esad’ın devrilmesi için yüksek yatırımlarda bulundu
Evet. Hem ekonomik hem de bu projeyi örgütleme anlamında büyük yatırımla yapıldı. Washington Post Gazetesi’nin 17 Nisan 2011'de yayınladığı bir habere göre 2006’da “Suriye’de Özgürlük ve Demokrasi“ (Freedom And Democracy In Syria) adı altında tasarlanan projesi için yaklaşık 6 milyon dolarlık bütçe ABD tarafından ayırtılıp belirli kanallar üzerinden Suriye`deki muhaliflere ulaştırıldı (8). Amerikan CBS News haberine göre 2009’da “Demokrasi Konseyi“ (Democracy Council) adı altında örgütlenmiş olan Suriye’deki muhaliflere “demokrasi“ mücadelesi için ABD dışişleri bakanlığı tarafından yine 6,3 milyon transfer edildi. Bu 6,3 milyon dolar ise sadece Suriye’de harcanmandı. Aynı zamanda ABD’nin siyasi olarak zayıflatmak istediği ülkelerdeki muhalif guruplara da bir bölümü dağıtıldı (9). Aljazeera’nin 2012’de yayınladığı bir habere göre Suriye Ticaret Formu (Syrian Business Forum) adı altında faaliyet yürüten bir birleşimin yaklaşık 300 milyon dolara sahip olduğunu açıklamıştır. Bu forum ise 300 milyon doların büyük bir bölümü El Nusra ve El Kaide gibi teröristlerin ana gücü olduğu Özgür Suriye Ordusu (ÖSO)’nu finanse etmek için harcanmıştır (10). Ayrıca anti Esad güçlerinin iki büyük finansmanları da Suudi Arabistan ve Katar’dır. Buna ilişkin gizli bir anlaşma bile imzalanmıştır (11). Suudi Arabistan ile Katar arasında gizli bir şekilde perde arkasında yapılan anlaşma kimin çıkarları doğrultusunda yapıldı net ve açıktır. Bu anlaşma aynı zamanda batılı emperyalistlerin ve IŞİD’in anlaşması olarak da nitelendirilebilir. Neticede Alman emperyalizmi Ekim 2014 yine Suudi Arabistan ve Katar’a çeşitli askeri malzeme ve mühimmat (tank, tır, vs.) yollamıştır (12). Katar’ın Trablus ve Şam’da çatışmaların olduğuna dâhil gerçek dışı kurgusal sahte video çekimleri hazırlayıp yaydıkları da herkesin bildiği bir somut gerçekliktir (13). Katar Emiri Sheikh Hamad Bin Khalifa al-Tani tarafından yaklaşık 6000 kişinin Katar askeri üniformalarını giydirip sözde Trablus’u ele geçirdiklerine dâhil yine gerçek dişi çekimler yapıp yaymışlardı.
Görüldüğü gibi çok büyük yatırımlar ve çok büyük senaryolar yazılmış.
Avrasya için mücadele-Esad rejiminin çökmesi Rusya’yı nasıl etkileyecektir?
Suriye Arap bölgesinde Rusya’nın (İran’dan daha fazla) tek gerçek müttefikidir. Suriye’nin düşmesi demek Rusya’nın Arap bölgesinde elde ettiği tüm kazanımları kaybetmesi demektir. Ama tehdit altında olan sadece bu bölgesel etki değil. Aynı zamanda böylesi bir durumda Sovyetler Birliğinin çökmesinden sonra yaşadığı (siyasi ve ekonomik) zayıf duruma düşebilir. Suriye’nin düşmesinden sonra İran’a yönelecektir (ki bu açık ve net ortadadır). ABD ile İsrail’in Orta Doğu’da İsrail için büyük tehlike olarak görülen Hizbullah’a saldırması an meseli olacaktır. Ondan sonraki hedefin ise Rusya’nın olma ihtimali çok büyüktür. Son senelerde NATO ülkelerinde konumlandırılan füze savunma sistemi Rusya’yı resmen abluka altına almış durumdadır. Aynı zamanda yaklaşık bir yıldır Ukrayna’da NATO Rusya’yla karşı karşıya gelmiş durumdadır. Çeçenistan’da Aralık 2014 yine alevlenen saldırılar (14) ve NATO’nun doğuya açılması olası bir çatışmanın habercisi olarak okunabilir.
Iran ve Suriye Rus etki alanının sınır hatlarına (Güney Kafkasya ve Orta Asya) çok yakın olan ülkelerden birileridir. Suriye ve İran’daki rejimlerin düşmesi demek batı emperyalizminin “kontrollü kaos“ konseptiyle Suriye’den Kaşmir’e kadar yayılan büyük bir alanı kontrol edecektir. Orta Doğu’nun su anki siyasi anlamda dengesizliği Orta Asya’ya kadar yayılmış olacaktır. Ve bu durum ise batı emperyalizminin Rus ve Çin emperyalizmini açıktan pazar alanına girip tehdit etmiş olacaktır. İlk etapta Rusya’yı!
Niye özellikle Rusya?
Küresel krizin derinleşmesiyle beraber doğal kaynakların önemi ve kontrolü yüksek bir aşamaya taşınacaktır. Jeo-iklim ve jeofiziksel tahminleri göz önünde bulundurursak, doğal kaynakları daha da çok önem kazanmaktadır. Burada sadece küresel ısınma söz konusu değil. Körfez akıntısının azalması, su ve gıda kıtlığının yaşanması, küresel iklim değişikliği vs. vs. Böylesi krizlerin gerçekleşmesi sonucunda en büyük ve risk dışında olan doğal kaynaklar Avrasya yani Rus toprakları altında var olan kaynaklar olacaktır. Bundan kaynaklı Rus bölgesi 21. Yüzyılın en büyük ve uğruna savaşılacak bölgesi olacaktır. Brezinski, Albright ve başka batılı analizciler birkaç kez Rusya’nın bu kadar doğal kaynakların sahibi olmasının ne kadar eşitsiz olduğuna vurgu yapmıştı. Bu kadar doğal gaz ve petrolün tek bir ülkenin değil tüm dünyaya açık olması-yani Anglosakson sermayesinin kontrolü altında olması-gerektiğini de beyan etmişti.
Ama Avrasya’yı kontrol edebilmek için ilk önce Orta Asya’nın kontrol edilmesi gerekiliyor. ABD bunun hazırlıklarına başlamış durumdadır, ama şu an Suriye ve Iran engeliyle karşı karşıyalar ve bundan kaynaklı Orta Asya’dan kopuk durumdadır. Kuzey Afrika’da yakılan fitil tam burada sönmeye başladı. Bu iki ülkedeki rejimleri devirmedikleri müddetçe Anglosakson sermayesi Avrasya’ya yaklaşamaz. Rusya doğal kaynak, Çin ise işgücü olarak tanımlanmaktadır. Rus ve Çin sorunu Orta Doğu’da batı emperyalizmi tarafından Arap ülkelerinin desteğiyle tetiklenen İslamcılıkla çözülmek isteniyor. Bu artık kontrolü kaosla mı yoksa Halifelikle Kafirlerin çatışmasıyla mı çözülecek emperyalizm için fark etmez. Yeter ki çözülsün. Anglosaksonlar eskiden kullandıkları yöntemle iki büyük ülkeyi birbirine düşürüp ikisini de zayıflatıp böl parçala yönet metoduyla devirmeye çalışacaktır. Aynı 20 yy.da Rusya ve Almanya’yla iki defa yaptıkları gibi. Aynı zamanda İslam’a din olarak da saldıracaktır. Ki, 11 Eylül olaylarından bugün IŞİD sorununa kadar bunu yapmaya çabalamaktadır. İslam’ın çeşitli aşiretlerini öyle radikalleştirdi ki sonucunda IŞİD ortaya çıktı. Bunu daha aşırı bir şekilde radikalleştirip tüm ekonomik ve demografik gücünü değiştirip, İslam dünyasının tüm doğal zenginliklerini ve teknolojisini ellerinden alıp kendi gettosuna çevirebilir. Yeni bir Afrika niye olmasın? Küreselleşmeyi tetikleyen güçler İslam ülkelerini uzun vadeli ve tek tek saldırılarla hırpalayıp özel askeri ve güvenlik firmalarıyla yani paralı askerleriyle kontrol altına alıp doğal kaynaklarını sömürdükten sonra tarihin çöp kutusuna atabilirler. Bugün Irak ve Afganistan’da yapılan şey aynen bu gerçekliğin kendisidir.
Batı emperyalizmi belirli noktalarda doğal kaynakları merkezileştirip bölgeyi kontrol altına alabilir. Bugün bile böylesi yöntemi uygulamaktadır: Libya’nın 1800 km'lik Akdeniz sahil bölgesinde böylesi bir durum mevcuttur. Geriye kalan alanlar aşiretlere, ufak militan gruplara dağıtılıp böylece hepsi pastanın ufak bir parçasına ortak olup, emperyalizmin polisini oynayabilir. Bu parçaların bir bölümü de Suudi Arabistan, Iran ve Pakistan’da olabilir – İslami bir mozaik şekilde ufak parçalardan oluşan büyük bir resme dönüşebilir. Ayni zamanda ama Orta Doğu’yu kontrol altında tutabilmek için bugün zayıf yarın güçlü olabilecek bir müttefike ihtiyacı var. Bunu da, Kobanê, Rojava, Türkiye, Iran, Irak’taki Kürtlerin hareketlenmesine bakarsak - ve özellikle Kobanê’deki emperyalizm IŞİD’le Kürtlere büyük bir baskı yapmaktadır – büyük Kürdistan olabilir. Sonuçta emperyalizm Rojava devriminin (ki Marksist literatürde, anladığımız bir devrimden bahsetmiyoruz) modeline yaşama hakkı tanımak istemiyor ama su gerçekliğin de farkında: Kobanê IŞİD’i askeri anlamda yenerse (ki bu emperyalizmin kendi çıkarları doğrultusunda vereceği bir karardır ve bugün IŞİD yenilgisi Kobanê’de bir gerçekliktir) Suriye, Irak, Iran ve Türkiye’de büyük bir sempati kazanmış olacaktır. Suriye’deki ÖSO’nun içindeki ilerici güçlerin Kürtlerin saflarına geçmesi an meselesi olacaktır. Ayrıca ve bu belki en önemli faktörlerden birisidir, Orta Doğu’da yüzyıllardır ezilen, sömürülen ve katledilen halkların Kürt hareketi saflarında örgütlenmesi söz konusu olabilir. Simdi bu ihtimalden hareket edip ve Orta Doğu’daki kaostan sonra (ki bu kaosun her zaman sağlanması gerekiyor) güç dengelerine bakarsak Kürt safları örgütlü ve en büyük güçlerden birisi olacaktır. Tabii ki bu sadece bir ihtimal. Bugünden yarına bütün dengeler değişebilir ve yeni müttefikler ön plana çıkar. Sonuç olarak sunu diyebiliriz: Orta Doğu’nun gelecekteki askeri ve toplumsal olarak en örgütlü gücü emperyalizmin gözdesi haline gelecektir. Sadece ve sadece bu örgütlü halkın devlet kurma imkânı sağlanacaktır.
Şu an niye büyük Kürdistan olasılığı yüksek?
Büyük Kürdistan veya daha doğrusu Birleşik Kürdistan topraklarında bölgenin en büyük su kaynakları ve nehirleri bulunacaktır (Birleşmiş Kürdistan kurulursa tabi). Gelecekte yasayacağımız su kıtlığı döneminde-ki bu ekolojik araştırmaların uyardığı bir gerçekliktir- ve doğal kaynaklar için yaşanılacak savaşlar yani su için yürütülen savaş döneminde su bu bölgenin en büyük baskı aracı olacaktır. Bugün nasıl petrol ve doğalgaz ise yarın su olacaktır. Ve Süryani imparatorluğu döneminde olduğu gibi su kaynakları yine Kürt halkının kontrolü altında olabilir. Belki batı emperyalizmi İsrail’in yerine Kürdistan’ı yanına alabilir. Ki İsrail son 2-3 senedir Filistin’e karşı uyguladığı baskı ve sömürü politikası sonucunda batı ülkelerin sempatisini kaybetmekte ve ABD hükümeti tarafından bile açıkça eleştirilmektedir.
İsrail’in geleceği Orta Doğu’nun geleceğiyle bire bir bağlantılıdır. Ondandır ki İsrail bugünkü kaosta Filistin’de daha agresif bir şekilde Filistin’i yok etme politikası gerçekleştirmektedir. Ayni zamanda İsrail Lübnan ve Suriye’ye devamlı saldırmaktadır. Bu Orta Doğu’da GOP çerçevesinde yürütülen savaşlarda “kendi etki alanımı büyüttüm“ mantığıyla hareket etmek anlamına gelebilir. Su anki siyasi durum ve diplomatik ilişkileri göz önüne alırsak batı İsrail’i siyasi anlamda parça parça küçültecektir. Tabi yukarıda da belirtildiği gibi bunlar sadece tahminler.
Rusya nasıl davranabilir?
Rusya şu an izlediği taktiğe devam edecektir-her ne olursa olsun Suriye’yi destekleyip çökmesini engelleyecektir. Rus askeri filoların Suriye açıklarına yollanması bir tesadüf değildir. Ayni zamanda Eylül 2012’den beri Rusya kıtalararası balistik füze deneme atışları yapmaktadır. Bunun ne anlama geldiğini hepimiz biliyoruz- güç gösterisi ve “ben kendimi ve pazarımı savunacak güçteyim“ demektir. Rusya kendi ordusunda her ne kadar reformlar gerçekleştirmişse de, halen bir atom gücüdür ve halen Çin’den daha fazla Rusya ABD’nin bir numaralı siyasi düşmanıdır. Kendi çıkarlarını korumak için Çin Rus emperyalizmi de kendi pazarındaki güçlere silah yollamaktadır. Suriye’ye Buk-M2 Roketatar sistemleri, hava savunma roket sistemleri, Panzer S1 ve daha nice helikopter ve mühimmat yolladığı bilinmektedir. Rusya Miloseviç, Saddam ve Kaddafi’ye yapılanlardan öğrendi ve kendi varlığını korumak için elinden geleni yapacaktır ve ayni zamanda onların yaptığı hatayı kesinlikle yapmayacaktır: “Batıya güvenirsen bedeli ağır olur“. Batı emperyalizmi ise Rusya’yı içten fethetmek istiyor ve bunun için Rusya’daki iç çelişkileri kullanmaktadır. Ki Rusya’da kısıtlanan sosyal haklar, insan hakları, muhalefete karşı savaş, sömürü, isçilerin durmuş ve gelişen büyük yoksulluk Rusya’nın ne kadar çelişkili bir ülke olduğunu göstermektedir.
Biz emperyalist blokların emperyalist paylaşım savaşına hazırlandığı bir dönemi yasamaktayız. NATO’nun 90’larda Yugoslavya’ya saldırıp parçalaması, Afganistan ve Irak’tan, Ukrayna’daki iç savaştan Suriye’ye gelmiş durumda. Savaşa hazırlık dönemlerinde büyük güçler ittifak güçlerini toplamaya başlar. Ki bugün Suriye Orta Doğu ve Ukrayna ekseninde bunu görebilmekteyiz. ABD, AB, İngiltere, NATO ve özellikle Türkiye (ki Türkiye’nin ne yapacağı kesin olarak belli değil. NATO bileşeni olarak da Rusya’yla yeni anlaşmalar yapmaktadır), İsrail, Katar, Suudi Arabistan, Japonya, Güney Kore vs. bir yanda ve Rusya, Çin, Pakistan, Iran, Suriye, Kazakistan, Kırgızistan, Tacikistan, Özbekistan vs. öte taraftadır. Her iki blok saflarını güçlendirmekte ve kaçınılmaz bir paylaşım savaşı için hazırlıklarını yapmaktadır.
Tahminler-Rusya Libya ve Suriye’de olup bitenlerden kendisi için hangi sonuçlara ulaşacak?
Birincisi: “Hiç bir zaman kesinlikle batılı güçlere güvenme“ Rusya’nın her zaman sloganı olmuştur. Ki, Putin bunu açıkça da söylemektedir. Rusya tarih boyunca ABD ve çoğu AB ülkesinin gözü önünde en büyük (siyasi ve ekonomik olarak) rakip ve engel olarak görülmüştür ve Rusya’yı çarlık döneminden bugüne kadar en zayıf döneminde-siyasi, ekonomik veya askeri anlamda-vurmaya çalışmıştır. Bunu bugün de yapmaya çalışıyor ve böylece “Rus sorununu“ çözmeyi hedeflemektedir. Eski KGB başkanı Leanid Shebarshin dediği gibi “Batının Rusya`dan tek bir beklentisi var: Rusya’nın hayatta kalmamasıdır“. Zayıf engellerin ortadan nasıl kaldırıldığını Libya'da gördük ve zor engellerde nasıl da zor duruma düşüldüğünü de Suriye’de bugün görebiliyoruz.
İkincisi: Libya ve Suriye örnekleri NATO saldırganlığının (asıl emperyalizmin kendisinin) nasıl bir yöne doğru geliştiğini bizlere göstermektedir: Savaşlar artık paralı askerler, güdümlü terör örgütleri ve özel ordular tarafından dolaylı bir şekilde yürütülmektedir ve çoğunlukla da radikal İslamcı çeteleriyle. Suriye’de yapabildiği gibi Avrasya (Rusya sınır hatları) Kafkas ve Volga bölgesi istikrarsızlaştırılmak isteniyor: Bir iki şehir işgal edilir-katliam yapılır- uluslararası kamuoyuna sahte haberler sunulur-uluslararası yaptırım-askeri tampon bölgeleri oluşturulup kamuoyuna yardım veya koruma bölgesi adı altında kabullendirilir. Bunlar hayal ve kurgu değildir; bugün Ukrayna’da NATO tam bu konsepti gerçekleştirdi ve Suriye'de de aynısı yapılmak isteniyor. AKP’nin Kobanê Rojava ve Suriye’de tampon bölge isteği bundan kaynaklıdır. 
Üçüncüsü: Dış çelişkiden ziyade Suriye’deki iç çelişkiler daha önemli bir faktör haline gelmiştir: Etkisiz bir hükümet, rüşvet, baskı, sömürü ve katliamlar. Bunların hepsi dış mihrakların en iyi saldırabileceği noktalardır. Bu anlamda Rusya’da çok rahat bir şekilde istikrarsızlaştırılabilir. Rusya’da da çelişkili bir hükümet, rüşvet, sömürücü bir oligarklar tabakası, ırkçılık, işkence vs. mevcuttur.

İç çelişkilerin her ne kadar derin ve büyük olursa olsun insan psikolojisinden kaynaklı toplumun büyük bir kesimi dıştan gelen bir saldırıda bir bütün olmaktadır. Aynen bugün AKP hükümetinin % 50 dediği ve ondan öte toplumun diğer % 50’nin büyük bir kesimi de Kürt konusunda bir bütün olup her türden sorun ve çelişkiyi unutmaktadır. Rusya’da da aynı durum mevcuttur ve batı emperyalizmi bunun da farkındadır. Alman doğumlu Yahudi kökenli Amerikan siyasetçi ve siyaset bilim uzmanı Henry Kissinger bir makalesinde açıkladığı gibi Suriye’ye fazla baskı yapıldığı zaman Rusya buna göre tepki gösterecektir ve dolayısıyla Rusya ile Batı karşı karşıya gelecektir. Ve bu olası bir savaşa doğru gidebilir böylece son 20 yıldır Rusya’yı zayıflatma konusunda elde edilen her şey kaybedilebilir ve Rusya’yı zayıf tutmak Suriye’den çok daha önemlidir. Bunu bugün Alman dışişleri bakanı Steinmeier de anlamış durumdadır. Bunun için Avrupa’yı Rusya’ya daha fazla yaptırım yapmaması için uyarıyor (16).
Batıyla olası bir savaş (bu sadece askeri anlamda algılanmamalıdır) Rusya’nın durumunu pozitif anlamda alt üst edebilir. Tüm toplumsal tabakalarda değişimler gerçekleşebilir. Toplumun üst katmanları ilk defa kendilerini, bire bir batılı sermayenin onları kendilerine eşdeğer görmediklerini hissedecek ve hatta er veya geç batı sermayesinin Rus zenginlerini yok etmek istediğini anlayacaktır.. Bunu anladıkları an zenginliklerini yani kendi sermayelerini korumak için Rusya’daki iç çelişkileri unutacaktır
Emperyalizmle düşman olmaktan daha tehlikeli olan tek şey vardır o da dostu olmaktır!

Kaynaklar:
8-http://www.washingtonpost.com/world/us-secretly-backed-syrian-opposition-groups-cables-released-by-wikileaks-show/2011/04/14/AF1p9hwD_story.html
9-http://www.cbsnews.com/news/wikileaks-us-secretly-backed-syria-opposition/
10-http://www.aljazeera.com/news/middleeast/2012/06/201266133319930526.html
http://www.globalresearch.ca/reconciliation-between-saudi-arabia-and-qatar-implications-for-the-war-in-syria/5415671
11-http://www.spiegel.de/politik/deutschland/ruestungsexporte-regierung-liefert-an-saudi-arabien-und-katar-a-995188.html
12-http://stopwarcrimes.wordpress.com/2011/08/22/al-jazeeras-fake-green-square/
13-http://www.dw.de/%C3%A7e%C3%A7enistanda-%C3%A7at%C4%B1%C5%9Fma/a-18109496
14-http://en.wikipedia.org/wiki/Leonid_Shebarshin
15-http://www.spiegel.de/politik/deutschland/russland-steinmeier-warnt-vor-schaerferen-sanktionen-a-1009491.html

Kommentare

Beliebte Posts aus diesem Blog

"Die Türkei muss Syrien früher oder später verlassen"

"Wir werden den Widerstand organisieren"

Türkei: Die Zeichen stehen auf Sturm